Hadi gelin biraz empati yapalım sizinle. Şimdi diyelim ki akşam evinize gidiyorsunuz ama kapınızın önünde bir çukur var. Yani kapıdan içeri girmeniz mümkün değil. Binaya bakıyorsunuz, alt katlara gidebilir miyim diye ama onların da önünde büyük çukurlar var. Atlamanız mümkün değil. En sonunda helikopter tutup evinize komando gibi giriyorsunuz. Ancak bu sefer de "Nasıl çıkacağım?" diye düşünmeye başlıyorsunuz. Çünkü her gün helikopter kiralayamazsınız.
Şimdi bana takılmak için "Onur, biz helikopteri alırız, pilot oluruz, eve gireriz, sorun çözülür." diyenler de olabilir. Paran varsa alın canım, bir şey demiyorum.
Şaka bir yana, benim anlatmak istediğim başka. Bakın, bu evine girememe olayını aslında birçok engellenen insan yaşıyor. Çünkü hâlâ binalarımızın çoğu engellenen insanlar için erişilebilir değil. Yani fiziksel olarak rampası, asansörü yok.
Bazı eski yapıların fiziksel durumu zaten hiç uygun değil. Bazılarına sonradan tadilat yapılarak erişim sağlanabiliyor. Bu arada 2015 yılından sonra, yani adını hiç sevmediğim Engelliler Yasası'nın erişilebilirlik uygulamalarının daha görünür hâle geldiği dönemde yapılan yapılara herkes için erişilebilir olma şartı getirildi. Tabii bunun sahada nasıl uygulandığını bilmiyorum.
Bu konuyu araştırırken yanlış bilinen şeylere de rastladım. Mesela çoğu kişi bu durumlarda belediyeye söylerim, gerekeni yaparlar diye biliyor. Ancak hiç de öyle olmuyor. Belediye bu konuda çoğu zaman sadece onay merci olarak rol alıyor. Yani yapmak istediğiniz projenin uygun olup olmadığını denetliyor ve onaylıyor. Bizzat görevlilerden edindiğim bilgiye dayanarak, bu proje ve süreçler çok uzun ve çok prosedürlü olabiliyormuş. Yine yetkililerin dediğine göre, basit uygulamalarda apartman yönetiminin desteğini ve iznini almak süreci daha hızlı hâle getirebiliyormuş.
Tabii apartmanda oturuyorsanız, bir de her şeye muhalefet eden komşularla uğraşmak zorunda kalabilirsiniz. Bu tür komşular, yapılan işi ve ne işe yaradığını görmeden hep itiraz ederler.
Yani erişilebilir bir ev ve yaşam için ne kadar uğraşmak gerektiğini görüyorsunuz değil mi?
Tam burada aslında şu soruyu sormamız gerek: Bu kadar yasa ve uygulama kâğıt üzerinde varken, hepsi de engellenen bireylerin erişilebilir bir hayat sürmesini destekliyorken, biz erişilebilir bir evde bağımsız bir yaşam için niye bu kadar çok uğraşmak zorundayız?
Bakın, ben bile kimi zaman bu dediklerim yüzünden zorlanıyorum. Bu konuları bizzat yaşamışlığım da var. Mesela otellerde veya değişik evlerde kalmayı hiç sevmem. Oteller kaç yıldızlı olursa olsun bana uymaz. Çünkü hiç tahmin etmediğim erişilebilirlik sorunları yaşarım. Evden otele geçtim ama size aslında yapıları anlatmaya çalışıyorum.
Peki biz bu sorunları nasıl çözeriz? Bu noktada neler yapabiliriz?
Öncelikle erişilebilirlik konusunda yasalarımızı gözden geçirip geliştirmeli ve güncellemeliyiz. Yerel yönetimlerde, uzman elemanlardan oluşan ve işi sadece erişilebilirlik kontrolü ile proje onayı olan ekipler kurmalıyız. Bu ekiplerin kontrolünde özel fonlar oluşturmalıyız. Yani ihtiyaç hâlinde bu fondan binaların erişilebilirlik düzenlemeleri yapılabilmeli. Engellenen bireyler erişilebilirlikle uğraşırken herkese derdini anlatmak zorunda kalmamalı.
Bakın arkadaşlar, hepimizin amacı daha özgür ve kimseye bağımlı olmadan yaşamak olmalı. Ben inanıyorum; biz yasalarımızda olduğu gibi sahada da erişilebilirlik konusunda aktif olursak, hızlı karar verip uygulamaları hızla hayata geçirirsek, işleri prosedüre boğmazsak ve bu konulara birazcık empatiyle yaklaşırsak, herkes için daha özgür, daha bağımsız ve her yere erişebildiğimiz bir ülkede yaşayabiliriz.

YORUMLAR