Küresel piyasalar ABD’de mortgage ile başlayıp, Avrupa’da borçla devam eden krizlere yakalanırken, bu süreçte özellikle gelişmiş ekonomilerde düşük faiz politikasının uygulandığını gördük, görüyoruz. Sıradaki panik kaynağının nedeni ise Çin’in zayıf talebi ve petrol üretici ülkelerin yol açtığı düşük fiyat ortamı olarak karşımıza çıkıyor. Peki Çin’de büyüme, petrol talebi ve ülke para biriminin durumu, panik havasına neden olan tek faktör mü?
Çin’de büyüme hala yüksek
ABD ve Çin dünyanın iki büyük ekonomisi. Global etkileri nedeniyle birer lokomotif görevi de üstleniyorlar. Fakat iki ekonomiden birisinde aksaklık, zincirleme bir etki oluşturarak birçok sorunu beraberinde getirebiliyor. ABD iç dinamikleri sayesinde içinde bulunduğumuz dönemde görece güçlü bir görünüm sergiliyor. Çin’de ise büyüme sadece ivme kaybına uğramış durumda. Ülke hala dünyanın en hızlı büyüyen ekonomilerinden birine sahip. Ancak Çin’in bağlı olduğu ekonomiler, büyüme ve enflasyon döngüsünü koruyabilmek için Çin talebine muhtaç. Birçok şirket, varlığını Çin talebine odaklamış durumdayken, doğal olarak ülkenin büyüme rakamı sorun çıkaran unsurlardan biri durumuna geliyor. Ancak mevcut koşullar içerisinde, 6,8%’lik büyümenin sorun teşkil etmesi sadece Çin bazlı görülmemeli.
Ben yinede söylüyorum küçüge deger vermeyen. Büyükten hayır görür ama öylesine.esnaf ve sanatkar odalarına ne zaman yasal sorumluluk verilirse'
O zaman bizim ülkemiz de de daha hızlı toparlanma olur.şu an yasal sorunlu değilmi diyecek siniz tabiki yasal.ama hanki kücük esnafın sorununa bir çare
Orada oturan temsilcilerde secilmiş insanlar. Ama kime sözü gecer hangi esnafına bir cözüm üreta bilir .
Sicili bozulmuş iyi niyetle çalışan bir esnafa hangi sıfat la sivil toplum kuruluşunun kefalettiyle bir kredi alabilir.Bunlar gibi daha dağ gibi sorunlar var
Ancak cıkıp sesini duyuracak bir mercih yok.