Artık ya nefes aldırmayan sıcaklar ya da önüne kattığını götüren sellerle yaşayacağız.
Eyyy insanoğlu, hadi artık uyan, dünyayı bu hale biz getirdik. Torunlarımızı çok daha zor bir hayat bekliyor. Bir inanmışlık var, bir de kolayımıza gidiyor. “Kaderde ne varsa onu göreceğiz, Allah ne derse o olur.” Her şeyi Allaha havale ediyor, biz işin içinden çıkıyoruz. Bak ne diyor Yaradan. “Biz her insanın kaderini; kendi çabasına bağlı kıldık.” (İsra 13)
İlkokulda tarih dersinde okurduk. Her taraf zümrüt gibi otlaklar, billur gibi akan dereler, cennet gibi bir vatan Orta Asya. Sonra dereler kurumuş, otlaklar bitmiş, kuşlar bile göç, göç diye öter olmuş ve Türkler Orta Asya’dan göçmüşler. Şimdi Anadolumuz o yolda ilerliyor. O zaman bir yerler bulmuş yerleşmişiz şimdi bizi kim kabul edecek. Bu dert yalnız Anadolu’da mı?
7-8 yıl önce dünya topraklarının 62 milyon metrekaresi ormanlarla kaplı iken bugün 13 milyon metrekarelik bir alan kalmış. Şimdi eskisinden daha hızla tüketiliyor. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde paragöz yöneticiler, eğitimsizlik, bilinçsizlik, bu katliamı hızlandırmaktadır. Kısa bir süre önce tarım ve hayvan ürünleri ile kendi kendine yeterli yedi ülke arasındayken geçen yıl ilk 4 ay içinde dışarıdan 12 milyar dolarlık gıda almışık.
Kavun karpuzdan tutun da fasulye, nohut, soğan, sarımsak bile dışarıdan gelmiş. Şimdi eti de, otu da dışarıdan satın alıyoruz. Köylü perişan. Bakmayın hala AKP’ye oy verdiklerine. Traktörünü satan şehre göçüyor. Şu çarpıcı konulara dikkat edelim.
* Ülkemiz hızla çölleşmektedir. BM ve NASA kaynaklı verilere göre toprak erozyonu devam ettiği sürece 20-30 yıl sonra ülkemizin yüzde 85’i çöl olacaktır.
* Her yıl 1 milyar ton verimli toprağımız akarsularla sürüklenmektedir. Bu miktar Avrupa ve Avustralya kıtalarının toplamının toprak kaybından daha fazladır.
* Her bir hektar araziden ortalama 3000 kg buğday elde edildiğini düşünürsek, erozyonla kaybedilen 400.000 hektar toprakla her yıl 1.200.000 ton buğday üretecek toprak yok oluyor demektir.
* 1988-1994 yılları arasında kişi başına buğday üretimimiz %25 azalmıştır. Halen de azalıyor.
* Ülkemizde kişi başına 0.35 hektar orman düşmekte, bunun yalnızca 0.15 hektarı verimli ormandan oluşmaktadır. Dünyada bu oran kişi başına 0.80 hektardır. Bunun 0.53 hektarı verimli ormandır.
* Meralarımıza gelirsek 1936 yılında 44 milyon hektar olan mera alanımız, bugün 22 milyon hektara gerilemiştir. Bunun da 17 milyonu verimsiz, 5 milyon hektarı verimli nitelik taşımaktadır. Oysa meralarımız hayvancılığımızın teminatıdır. 1996 yılında 1.5 milyar dolar olan hayvansan ürün ithalatının, gerekli önlemleri alınmaz ise 2020 yılında 15-20 milyar dolara tırmanacağı hesap edilmektedir.
İşte sevgili okuyucularımız; bu konulara dikkat etmez isek, bunları hiçbir karşılık beklemeden öz veri ile öğrencilerimize, halka anlatmamıza mani olunmaya devam edilirse, daha çoook erozyon, toprak kayması, taşkınlar, çığlar, nefes kesen nemli sıcaklar yaşarız.
Hele ki ormanlarımızı önce yangın çıkarıp sonra villalar ile doldurmak, meralarımızı yok edecek termik santraller planlamak, HES’ler kurup derelerimizi, göllerimizi kurutmak güzel doğamızı para için yok etmek, gelecek nesillerin hakkını yemek olduğunu bilmemek Türkiye’mizi çok kötüye götürecektir. Sağlıklı kalmanız dileklerim